Özet:Ceviz fidanının dünyaya
gözlerini açıp; henüz görmediği, hakkında pek bir şey
bilmediği su damlasını beklemeye koyulmasıyla oyun
başlar. Ceviz fidanı hemen sonra tıpkı kendisi gibi,
gözlerini dünyaya yeni açmış olan Palamut, Çınar ve Meşe
fidanlarını fark eder. Konuşmaya başlarlar. Meşe
fidanının dalındaki Muhabbet Kuşu da, esprili tarzıyla,
fidanların konuşmalarına katılır. Bir süre sonra su
damlasının ne olduğu, Ceviz fidanının onu neden
beklediğini tartışmaya başlarlar. Ceviz su damlasının
fidanlar için gerekli olduğunu savunurken, diğer ağaçlar
farklı farklı fikirler sunar. Hatta Meşe Fidanı su
damlasının gereksiz bir şey olduğunu ve onu beklemenin
de boşuna olduğunu söyler. Doğadaki diğer canlıların su
ile ilgili tutumları; Muhabbet Kuşu’nun su damlası
hakkında bildikleri; elinde bir akvaryumla oradan geçen
bir çocuğun su damlası ve balıklar hakkında söylediği
şeyler; civardaki bir köyden gelen Hasan Efendi’nin
fidanları fark ettiğinde su damlasından ve köydeki su
sıkıntısından bahsetmesi; henüz açmamış bir çiçeğin su
damlasını araması ve bir tavşanın oraya tekrar tekrar
uğrayıp fidanlara su damlasının gelip gelmediğini
sorması fidanların su damlası ile ilgili tartışmalarına
yön veren ipuçları olur. Fidanların giderek
halsizleşmeye ve kurumaya başlamaları, onlara,
fidanların bir şeye ihtiyaç duyduklarını ama bu şeyin su
damlası olup olmadığını düşündürmeye başlarken su
damlasının değeri ve oraya gelip gelmeyeceği her şeyden
önemli bir hal alır. Herkesin kafasında artık bir tek
soru vardır: Acaba su damlası gelecek mi?